PİLEVNELİ
Skip to main content
  • Menu
  • SANATÇILAR
  • Sergiler
  • FUARLAR
  • YAYINLAR
  • Haberler
  • İLETİŞİM
  • EN
  • TR
Menu
  • EN
  • TR
  • GÜNCEL
  • GELECEK
  • GEÇMİŞ

Ersan Mondtag - The Sanctuary

GELECEK exhibition
2 June - 4 July 2026
  • GENEL
Ersan Mondtag - The Sanctuary

PİLEVNELİ, Ersan Mondtag’ın (1987, Berlin) “The Sanctuary” başlıklı sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergi, 2 Haziran – 4 Temmuz 2026 tarihleri arasında PİLEVNELİ Dolapdere’de ziyaret edilebilir.

 

“Rüyalar tiyatrosu, denetimin olmadığı bir yerdir. Bu sığınakta bellek, günün kontrolünden kaçarak gecenin geçitlerine taşar. Orada ürkütücü suç ortakları belirir ve beklenmedik kapılar açılır. Eski ve yeni kaygılar şifreli imgelere dönüşür. Zaman, deneyim üzerindeki egemenliğini yitirir; kendi geçmişine dönüş yolculuğu çocuk oyuncağına dönüşür. Bir zamanlar belirsiz görünen her şey, rüya imgesinde acımasız bir açıklıkla ortaya çıkar.

 

Ancak her zaman gizemli bağlantılar sahnesinden, korkutucu karşılaşmalardan bir kaçış vardır; uyanıkken imkânsız görünen ama rüyada doğal biçimde işleyen bir dönüş. En kötü kâbuslar bile bu kadar etkileyici ve ilginçtir çünkü gerçekliğin tehditlerini yeniden çözmeye yardımcı olurlar. Uyanıştan sonra, talepleriyle birlikte günün mantığına geri dönüldüğünde, çarpan bir kalbe rağmen gerçeklik oldukça hayal kırıklığı yaratıcı görünür. Yine de soruların yankısı, iç dünyanın bir kehaneti gibi uzun süre kalır.”

 

— Till Brigleb

 

Ersan Mondtag’ın sanatsal pratiği; görsel sanatlar, mimari ve performansın kesişim noktasında yer alır. Kişisel ve kolektif biyografileri parçalayarak bunları geniş ölçekli, çok katmanlı enstalasyonlara dönüştürür. Mondtag, 2024’te 60. Venedik Bienali Almanya Pavyonu’ndaki katkısıyla uluslararası alanda büyük beğeni toplamış, Bienal’in öne çıkan isimlerinden biri olarak sosyal gerçeklikleri anıtsal estetik ifadelere dönüştürme yaklaşımıyla tanınmıştır.

 

Güncel üretimi Sanctuary’de Mondtag, travmatik hafıza mekânlarına dair titiz araştırmasını sürdürür. Çoklu medya enstalasyonu, merkezinde Mask adlı video işinin yer aldığı bir dizi karşılıklı çalışmadan oluşur. Bir “ilk sahne” olarak işlev gören bu video, çocuklukta yaşanan bir intikam arzusunun rüya anlatısını aktarır; çocuğun dünyası ile yetişkin algısının kesiştiği iç mekânlar ağı açar. Bu rüya yolları mimarisi içinde, farklı medyalarda tekrar etmeyen motifler gelişir.

 

Rüya, ilksel hafıza döneminden kalma bir tüplü televizyonun içinde korunur. Mask, evrensel bir travmatik yapının parçalarından oluşan kâbus sahnelerini içerir: şiddetli ebeveyn kavgaları, kendini dışlanmış ve tehdit altında hisseden bir çocuk ve tüm sevgi ve ilgiyi üzerine çeken yeni doğan bir kardeş. Çocuk bilincinde ailenin çöküşünün nedeni olarak konumlanan bu figür, animasyon sahneleri aracılığıyla drama, korku sineması, kişisel anılar ve Mondtag’ın tiyatro deneyimiyle birleşerek arketipsel korkuları dokunaklı bir rüya yolculuğuna dönüştürür.

 

Bu rüya evreninin heykelsi merkezinde, ebeveyn çatışmalarından doğan porselen kırıklarıyla çevrili bir kan havuzunda duran bir çocuk yer alır. Kâbus sırasında gece görüş kamerasıyla kaydedilen uyku hareketleri bu kırmızı yüzeye yansıtılır. Bu heykelin etrafında, “rüya rehberleri” olarak adlandırılan maskeler grotesk bir güzellik içinde açık bir cadı çemberi oluşturur. Karton ve boyadan üretilmiş bu yüzlerin kırılganlığı rüya emeğinin geçiciliğine işaret ederken, ağır mermer kaideler bireyleri çocukluk mekânlarına bağlayan anıların ağırlığını temsil eder.

 

Enstalasyon, rüya sahnelerini betimleyen on tablo ve Albert Ostermaier’in şiirlerini içeren özel bir radyo programı ile genişler ve çok katmanlı bir anlatı oluşturur. Bir çocuk, özellikle bu iş için yazılmış bir şiiri okur; enstalasyonun motifleri edebiyat aracılığıyla yeniden şekillenir. Hüzünlü bir çocuk portresi ve açıklanamaz olaylara dair dokuz sahne, tekil “tekinsiz” (unheimlich) anlatılar oluşturur.

 

İlksel sahnenin DNA’sı bu büyük enstalasyondaki her bir işe işlenmiştir. Bu “rüyalar tiyatrosu”nda her detay hem bütünü hem de parçayı temsil eder. Bu “sığınak” içinde, görünür olanın diliyle görünene karşı çalışan gizli bir düzenleme açığa çıkar. Her iş, yeniden üretilemeyenin yeniden inşasıdır.

 

İstanbul’daki Titus Kompleks’in ardından Sanctuary, Mondtag’ın Almanya ve Türkiye arasındaki kültürel ve psikolojik mimariyle kurduğu ilişkiyi sürdürür. Yüksek görsel yoğunluk, sahne ile sergi mekânı arasındaki sınırları sürekli olarak çözer; “tekinsiz”i anlaşılması güç anları yeniden kurmanın bir aracı olarak kullanır.

 

Serginin ikinci bölümü Asbestos, fiziksel bedene odaklanarak Venedik’teki çok tartışılan enstalasyonunun tarihsel söylemini galeri alanına taşır. Almanya Pavyonu’ndaki Monument to an Unknown Person, bireyin ulusal işçi göçü anlatıları içindeki kayboluşunu araştıran üç katlı, yaşanabilir bir “hafıza gemisi” olarak kurgulanmıştı; Asbestos ise bu kaderin maddi izlerine yoğunlaşır.

 

Sergi, Mondtag’ın dedesi Hasan Aygün’ün biyografisini merkeze alan derinlemesine bir adli araştırma niteliği taşır. 1960’ların başında Almanya’ya çalışmak üzere giden “misafir işçiler”den biri olan Aygün, asbest bazlı yapı malzemeleri üretimi sırasında kaptığı akciğer hastalığı nedeniyle hayatını kaybeder.

Yirmi sekiz büstten oluşan bir döngü, çalışma yılları boyunca yüzün geçirdiği dönüşümü belgeler. Asbestos, bu unutulmuş kuşağın hem kendi yaşamları hem de Almanya’nın refahı için verdiği emeğe dair bakışı derinleştirir.

 

Eserlerin malzeme yapısı son derece yüklüdür. Hastalıklı akciğerlerin röntgenleri Eternit panellere lazerle işlenerek endüstriyel malzemeyi kalıcı bir hafıza yüzeyine dönüştürür. Aile albümünden özel anlarla birlikte, göç, aidiyet ve yerleşme süreçleri çok katmanlı bir anlatıya dönüşür.

 

Sonuç olarak PİLEVNELİ’deki sergi, belge, kurgu ve çağdaş sanat arasındaki sınırları ortadan kaldırır; işçi göçü tarihini yalnızca mağduriyet üzerinden değil, ilişkiler ve dayanıklılık ağı olarak ele alır. Her eser, yeniden kurulamayan bir gerçekliği çevreleyen bir araştırma süreci olarak işler.

 

“The Sanctuary” 2 Haziran – 4 Temmuz 2026 tarihleri arasında PİLEVNELİ Dolapdere’de ziyaret edilebilir.

 

Sanatçı hakkında detaylı bilgi ve iletişim için:

Melih Avcılar

+90 (536) 294 89 49

melihavcilar@pilevneli.com

 
 
 
 

İLGİLİ SANATÇI

  • ERSAN MONDTAG

    ERSAN MONDTAG

Manage cookies
TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2026 PİLEVNELİ
SITE BY Artlogic
Facebook, opens in a new tab.
Twitter, opens in a new tab.
Youtube, opens in a new tab.
INSTAGRAM, opens in a new tab.
LinkedIn, opens in a new tab.
E-POSTA ADRES LİSTESİNE KAYIT OLMAK İÇİN
GOOGLE MAPS'TE GÖRÜNTÜLE

Sağladığınız kişisel verileri gizlilik politikamıza (istek üzerine sağlanır) uygun olarak işleyeceğiz. E-postalarımızdaki bağlantıya tıklayarak istediğiniz zaman abonelikten çıkabilir veya tercihlerinizi değiştirebilirsiniz.

Manage cookies
Reject non essential
Kabut Et

Cookie preferences

Sitemizin kullanmasına izin verdiğiniz çerez kategorilerinin kutularını işaretleyin

Cookie options
Required for the website to function and cannot be disabled.
Improve your experience on the website by storing choices you make about how it should function.
Allow us to collect anonymous usage data in order to improve the experience on our website.
Allow us to identify our visitors so that we can offer personalised, targeted marketing.
Save preferences
Close

E-mail listemize katılın

Kayıt ol

* denotes required fields

Sağladığınız kişisel verileri gizlilik politikamıza (istek üzerine sağlanır) uygun olarak işleyeceğiz. E-postalarımızdaki bağlantıya tıklayarak istediğiniz zaman abonelikten çıkabilir veya tercihlerinizi değiştirebilirsiniz.